Tahtakuşlar Köyü Gezilecek Yerler
Kaz Dağları'nın Şaman Köyü - Tahtacı Türkmenlerinin Hikayesi
→ Ne İşin Var Oralarda Ekibi Güncellendi: ♥ 05 Eylül 2025
Kaz Dağları’nın eteklerinde, küçük ama kalbi kocaman bir köy var: Tahtakuşlar. Sessiz, serin, tertemiz… Sanki doğa “şuraya biraz huzur serpiştireyim” demiş gibi. Biz ilk gittiğimizde “bir bakalım, belki bir çay içer döneriz” diye düşünmüştük ama sonra zaman yavaşladı, yüzümüz gevşedi, içimiz ısındı. Tahtacı Türkmenlerinin hikâyeleri, minik müzesi, eski taş evleriyle burası bildiğimiz köylerden biraz farklı. Şaman köyü diyorlar ya… Boşuna değil. En çok şaşırdığımız ise; eski çağlara dayanan Türk kültürünün, şaman geleneklerinin hâlâ bu kadar canlı yaşanıyor olmasıydı. “Gerçekten hâlâ böyle yerler var mı?” diye birbirimize takılırken, buranın yaşayan bir kültür hazinesi olduğunu anlamak çok güzel bir sürpriz oldu.
Öncelikle şunu söylemek gerek: Balkesir’in Edremit ilçesine bağlı Tahtakuşlar Köyü, sıradan bir yer değil. Eğer bir gün Kaz Dağları’na yolunuz düşerse, mutlaka uğramanız gereken özel bir köy burası. Eski Türk kültürünün izlerinin hâlâ canlı olduğu, şaman inançlarının etkilerinin derinlemesine hissedildiği bu köy, bizi gerçekten çok etkiledi.
Tahtakuşlar’ın yerel halkı, kültürlerine öyle sıkı sıkıya bağlı ki, Kaz Dağları’nda maden arama çalışmaları ve betonarme yapılar inşa etmek isteyenler bu köye uğrayamamışlar bile. Burası, kültürüne sahip çıkmanın ve direnişin gerçek bir öyküsü gibi.
Tahtakuşlar Köyü Nerede? Nasıl Gidilir?
Tahtakuşlar Köyü, Edremit – Akçay – Güre istikametinde yer alır. Güre’den çıktıktan sonra Tahtakuşlar yönüne saparak devam ettiğinizde ulaşım oldukça rahattır
- Özel araçla: Edremit-Güre karayolundan tabelaları takip ederek ulaşabilirsiniz.
- Toplu taşıma: Edremit Otogarı’ndan kalkan 75 numaralı otobüs, Tahtakuşlar Köyü’nün oldukça yakınından geçiyor. Böylece köye ulaşım oldukça kolay ve pratik.
Tahtakuşlar’da Gezilecek Yerler
- Tahtakuşlar Etnografya Müzesi
Tahtakuşlar Anıt Meşe Ağacı
- Ahşap atolyeleri
- İkizler Çay Bahçesi
- Yerel halkın arasına karışıp kültürlerini anlamak.
Tahtakuşlar Köyü'nü Anlamak
Tahtakuşlar Köyü, 1300’lü yıllarda Horasan’dan Anadolu’ya göç eden Tahtacı Türkmenleri tarafından kurulmuştur. Adını, ahşap işçiliğindeki ustalıklarından alır. Bugün hâlâ şamanist gelenekleri, yüzlerce yıllık taş evleri ve doğaya olan bağlılığıyla dikkat çeker.
Hikâye şöyle; Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethederken buraya Türkmenler yerleştirmiş ve onlar da Orta Asya’dan gelen tahtacılık geleneğini burada sürdürüyorlar. Sadece bununla kalmayıp, yaklaşık 3000 yıllık şaman kültürünü de korumayı başarmışlar. Yani burası, tarih ve kültürün canlı bir müzesi gibi.
Kaz Dağları’nın zengin kuş popülasyonu nedeniyle köy, ilk dönemlerde “Kuşlar Bayırı” olarak anılıyormuş. Sonra hem tahtacılık hem de kuş sevgisini birleştirip Tahtakuşlar adını vermişler.
En güzeli de şu ki, 1990’larda köyün ileri gelenleri bu kültürel mirası yaşatmak için Tahtakuşlar Köyü Etnografya Müzesi‘ni açmışlar ve hâlâ da üçüncü kuşak aile üyeleri büyük bir sevgiyle burada görev yapıyor.
Burası sadece bir köy değil; geçmişle bugün arasında bir köprü, Türkiye’de şamanizmin en iyi korunduğu yerlerden biri. Oraya gittiğinizde, sadece gördüğünüzü değil, ruhunu da hissediyorsunuz.
Şaman Geleneği ve Sarıkız Efsanesi
Tahtakuşlar köyü’nde hâlâ şaman geleneklerinden izler görmek mümkündür. Köylüler kutsal ağaçlara bez bağlar, “ateş ruhu” duaları ederler.
En meşhur efsane ise Sarıkız Efsanesi’dir. Sarıkız’ın babasıyla birlikte Kaz Dağları’na çıkması, iftiraya uğraması ve Tanrı’ya sığınarak kazlarla birlikte yaşaması anlatılır. Sarıkız Tepesi hâlâ kutsal sayılır.
Tahtakuşlar Köyü'nü Gezerken Neler Hissettik
Köyün hemen girişinde, yukarılara doğru çıkarken oldukça dar sokaklarla karşılaştık. Yerel halk bizi görür görmez yabancı olduğumuzu anladı. Hafifçe gülümseyerek, adımlarımızı yavaşlatarak yukarı doğru yürüdük. Köy halkının şaman geleneklerini Alevi kültürüyle harmanlayan günlük yaşam pratiklerini köy gezimiz boyunca oldukça hissettik.
Tahtakuşlar Köyü’nün sokakları gerçekten çok dardı. Evler birbirine yakın, yollar sessiz ama derin bir hikâye taşıyordu.
Tam da köyün girişinde İsmail Abi ile karşılaştık. Bize yol gösterdi, köyü tanıttı, geleneklerinden, yaşamlarından bahsetti. En çok da şu cümlesi aklımızda kaldı:
“Bu kültürü, ne olursa olsun, sonuna kadar koruyacağız.”
Tahtakuşlar Köyü'nün Simgesi Etnografya Müzesi
Tahtakuşlar Köyü Etnografya Müzesi Ücretleri 2025 :
Yetişkin : 40 TL
Öğrenci : 30 TL
Tahtakuşlar Köyü’ne yaptığımız bu yolculukta bizi en çok etkileyen yerlerden biri, hiç kuşkusuz Tahtakuşlar Etnografya Müzesi oldu.
Burası sadece bir müze değil; Türkiye’nin kültürel belleğini yaşatan, geçmişle gelecek arasında köprü kuran çok özel bir yer. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk özel etnografya müzesi olma özelliğini taşıyor ve bu alanda UNESCO tarafından ödüllendirilmiş. Dahası, burası Türkiye’nin ilk köy müzesi olarak da biliniyor.
Müzenin kurucusu, Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu bir ilkokul öğretmeni: Alibey Kudar. Onun vizyonu ve azmi sayesinde, Türk kültürünün kökenlerini araştırmak, korumak ve gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bu müze 1990’lı yıllarda hayata geçirilmiş. Kudar ailesi, büyük fedakarlıklarla bu mirası bugünlere taşımış ve hâlâ üçüncü kuşak üyeler tarafından büyük bir özveriyle yaşatılıyor.
İçeride dolaşırken, sadece eski eşyaları değil, bir halkın yaşam biçimini, inançlarını, üretim tarzını ve doğayla olan bağını görüyorsunuz. Özellikle Şamanizmin izlerini taşıyan objeler, Orta Asya’dan bugüne gelen o derin kültürel hafızayı tüm sadeliğiyle gözler önüne seriyor.
Bu müze, yalnızca Tahtakuşlar’ın değil, tüm Anadolu’nun ruhunu yansıtan bir kültür durağı. Eğer yolunuz Kaz Dağları’na düşerse, burada durup biraz soluklanmanızı ve geçmişe kulak vermenizi gönülden tavsiye ederiz.
Köyün Kalbindeki Anıt Ağaç ve İkizler Çay Bahçesi
Tahtakuşlar Köyü’nün tam ortasında, gözünüzden kaçması imkânsız olan devasa bir ağaç karşılıyor sizi. Burası, köyün sadece fiziksel değil, ruhsal da merkezlerinden biri.
Yaşı bilinmiyor ama gövdesindeki kabuklar, dallarındaki kıvrımlar adeta yüzyılların tanığı gibi. Yerel halk ona “anıt ağaç” diyor. Kimi gelip gölgesinde dua ediyor, kimi oturup sadece sessizce bakıyor. Biz de bir süre altında durduk… ve gerçekten bir huzur yayıldı içimize.
Anıt ağaçtan yukarıya doğru giden yolu takip ettiğimizde İkizler Çay Bahçesi karşıladı bizi. Gölge altında kurulu birkaç masa, çaydan yükselen buhar, kuş sesleri… Sade ama içten bir atmosferi var.
Burada otururken köylülerle sohbet etme şansı bulduk. Her biri bize ayrı bir hikâye anlattı.
Tahtakuşlar’da zaman yavaş akıyor… Ama bazı yerlerde neredeyse tamamen duruyor.
İşte bu ağaç ve bu çay bahçesi, tam da o anların durduğu yerler gibi.
Çamlıbel Köyü Bizi Üzdü...
Tahtakuşlar Köyü’nden yukarı doğru devam ettiğinizde, kısa bir yolculukla Çamlıbel Köyü’ne ulaşıyorsunuz. Burası, usta oyuncu Tuncel Kurtiz’in köyü. Yol boyunca, sağ tarafınızda muhteşem Edremit Körfezi manzarası size eşlik ediyor. Denizle gökyüzü arasında Kaz Dağları’nın serinliğiyle süzülen o görüntü, gerçekten nefes kesiciydi.
Köyün girişinde, ağaçların altında Tuncel Kurtiz’in sade mezarı karşılıyor sizi. Ona duyulan sevgi ve saygı, hâlâ orada duruyor. Sessiz ve vakur bir köşe…
Ancak ne yazık ki, köyün içine doğru ilerledikçe gördüğümüz betonarme yapılar ve doğayla uyumsuz yapılaşma, bu duygusal anın üzerine bir gölge düşürdü.
Tahtakuşlar Köyü’nün kültürüne sıkı sıkıya sahip çıkışı, burada çok daha derinden hissedildi. Aynı doğayı paylaşan, aynı dağların eteklerine kurulu bu iki köyün, kültürel koruma konusundaki farkı bizi düşündürdü ve açıkçası biraz da üzdü.
Kaz Dağları gibi özel bir bölgede, böylesine değerli bir noktada bu manzaraya tanık olmak, sadece bizim değil, eminim doğayı ve kültürü seven herkesin içini acıtırdı.
ZEYTİN AĞACI KESİLİRSE UMUT DA KURUR…
Binlerce yıl boyunca insanlığa hayat veren, “ölmez ağaç” olarak bilinen zeytin ağacı, bugün de şifa kaynağı olmaya devam ediyor.
Dünyanın en faydalı meyvelerinden biri olan zeytinin faydalarını saymakla bitiremeyiz. Doğanın ve insanlığın, “ÖLMEZ AĞAÇ”a her zamankinden daha çok ihtiyacı var.
Kaz Dağları gezimiz sırasında karşılaştığımız manzaralar ise bizi derinden üzdü.
Lütfen, hiçbir ağacı kesmeyelim; doğaya zarar vermekten kaçınalım.
Bu konuya değinmeden geçmek, bu yazının anlamını yitirmesi demek olurdu.
Kaz Dağları’nın eteklerinde dolaşırken, bu toprakların bağrından çıkan bir kahramanı da anmayı ihmal etmeyin: Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı’nın köyü Kocaseyit, hem tarihî bir durak hem de unutulmaması gereken bir değer.
Bizi Takip Etmeyi Unutmayınız 🙂
